3 Aralık 2011 Cumartesi

Şehrin Duvarları

Şehre ünlü bir sanatçı konser vermeye gelecektir.Çiçeklerin yüzünü güldüren bir soprano,piyanosunun tuşlarıyla kuşların göç yollarını çizen bir virtüöz ya da kulislerini viskiyle yıkayan ünlü bir rock grubu.Gazeteler bu olağanüstü konserin haberini aylar öncesinden duyurur.Dergilerde söyleşiler yayımlanır.Televizyonla reklamları ezberletene kadar gösterir.Şehrin duvarları,otobüs durakları,duvar panoları ilanlarla süslenir.Boy boy,çeşit çeşit ilanlar,o gecenin ne kadar inanılmaz olacağını,o geceyi kaçırırsak neleri kaçırmış olabileceğimizi anlatırlar.


Sonra gelir o gece.Gelir,geçer.Konser biter.


Ertesi gün bütün gazeteler olağanüstü konserin ayrıntılarını,sanatçının kuliste yaptıklarını,halkın nasıl da kendinden geçtiğini yazar.Belki bir sonraki gün bir röportaj,bir televizyon programı...O kadar.Sonra biter,konserin ışıltısı kaybolur.Ama o ilanlar bir süre daha duvardaki yerlerini korurlar.Üstlerine bir başka konserin ilanları ya da bir reklamın görüntüleri yapıştırılana kadar.Beynimize kazınan o görüntüler,bir şeylerin altında kalmıştır artık.Arada bir yenileri kazındıkça,alttaki afişler o olağanüstü konserin ilanları bize oldukları yerden gülümser,merhaba,derler.Birden o geceyi,nasıl eğlendiğimizi ya da neden gidemediğimizi hatırlarız.


Derken bir gün şehrin duvarları yıkanır ve bütün izler silinir.Artık o konser sadece anılardaki bir görüntü bir ses olarak kalır.Kimi zaman sohbetlerde hangi tarihte olduğu bile hatırlanamayan bir ses.Sadece bir-iki takıntılı meraklının ezberindeki bir görüntü.



O duvardayım ben de.Birilerinin hayatından bir anlık neşe,olağanüstü bir tat,görülmesi gerekli bir gösteri,eşine az rastlanır bir duygu olarak gelip geçiyorum.Sonra bir gün duvarlar yıkanıyor ve ben anılardaki yerimi bile koruyamıyorum.




Yekta Kopan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder